Ordu Bu Hale Nasıl Geldi?
Milli Gazete-Köşe Yazıları
- 21 Aralık 2018
Ordumuzu, kurum ve tüzel kişilik olarak tenzih ederek soruyorum: Ordu bugünkü hale nasıl düşmüştür?
Bunun birinci sebebi,
Çok iyi hatırlıyorum ve biliyorum, o tarihlerde Müslümanlar en parlak, en zeki, en kabiliyetli, en vasıflı çocuklarını
yolluyorlardı. Çünkü o meslekler gözdeydi, onlarda
Dindar, muhafazakâr kesim,
Çocuklarını askerlik kariyerine sokup da niçin harcasınlardı? Sonunda olan Türkiye’ye oldu. Devlet, ülke ve halk olarak…
Tabiat boşluğu sevmez… 1950’li yıllarda -çok iyi hatırlıyorum- sokaklarda, nakil vasıtlarında, lokantalarda,
Bugün kışla ve askerî daire dışında bir tek üniformalı subay göremezsiniz.
50’li yılların ikinci yarısında Ankara’da bir grup arkadaş
çıkartmaya başlamıştık.
O tarihî camide bazen üniformalı subayların, başlarında beyaz namaz takkeleriyle ibadet ettiklerini görürdüm. İsmini unuttum, uzun boylu bir yarbay vardı, bazen cami içinde Yunus Emre’den ilahiler okurdu. Sesi gür Zekai efendinin imamlık yaptığı günlerdeydi.
görebilirsiniz.
Yine 1950’li yıllarda
Bazılarıyla görüşürdüm. Nice askerî birliklerde camiler ve mescidler vardı.
Kıraati düzgün, ilmihal bilgisi namaz kıldırmaya müsait hâfız bir er imamlık yapar, bazen dindar birlik kumandanı onun arkasında safa dururdu.
50’li yılların sonunda Diyanet Başkanlığı’nda iki yıl kadar kadrolu mütercimlik yapmıştım. Başkanlık Opera binasına yakın bir yerdeki tarihî binadaydı. Karşısında,
bulunuyordu. Diyanet binasında
kılınmazdı ama
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde talebelik yıllarımda sık sık
Kendisi Nakşibendî tarikatine mensup son derece sofu ve dindar bir kimseydi.
Yukarıda bahs ettiğim
Yazın en sıcak günlerinde nafile oruç tutardı.
Hanımı misafirlere çay hazırladığı vakit kapıyı tıklatır, beyi hemen seğirtir, tepsiyi onun elinden alır, çayları dağıtırdı. Yani kaç göçlü bir Müslüman aileydiler.
Nur içinde yatsın. Ordunun bozulması o menhus, o uğursuz,
başladı. Nihayet bugünkü korkunç günlere geldik.
Orduyu tenzih ederek yazıyorum: Dinsiz bir çete:
Askerî okullara başı örtülü annelerin, Sakallı babaların, Dindar ailelerin, Namaz kılan ana babaların çocuklarını almadı. İnanır mısınız, ismi Abdüsselam olduğu için Sünnî Müslüman kökenli gençler bile alınmadı.
İnançlı bir Müslüman olmak, Namaz kılmak, Oruç tutmak, İçki içmemek, Nâmahrem kadın ve kızlarla düşüp kalkmamak, Dans etmemek suç sayıldı.
YAŞ kararlarıyla nice çok başarılı ordu mensubu, bütün hakları ellerinden alınarak meslekten atıldı.
Orduevlerine başörtülü kadın ve sakallı erkek sokulmadı.
,
En sonunda ordu Müslüman halktan koptu.
Dindar Müslümanları devlet ve Cumhuriyet için tehdit ve tehlike olarak gördüler.
28 Şubat’tan sonra
Gerçek demokrasinin karşısına
çıkarttılar. Türk halkının temel haklarına karşı
engelini diktiler.
Son Cumhuriyet bayramında Çankaya Köşkü’ndeki resepsiyona gitmediler, kendileri
yaptılar.
Ortada
vardır. Bu krizin birinci sorumlusu bundan elli altmış sene önceden başlayarak
Bu konuda şu yetmiş milyonluk millet içinde,
sanırım. O beş kişiyi bulmalı ve doğru dürüst bir rapor hazırlatmalı. Bu yapılmaz ve hemen harekete geçilmezse ileride çok vahim hadiseler olabilir. 5 Kasım 2010