Kur’ân ve Sünnet Ahlâkı
Milli Gazete-Köşe Yazıları
- 24 Aralık 2018
Perşembe
(görgüdür)…
Hazreti Âişe radıyallahu anha annemize sormuşlar: “Bize Peygamber Efendimizi
(Salat ve selâm olsun O’na)
anlat.” Şu cevabı vermiş: “Onun ahlâkı bütünüyle Kur’ân’dı…”
Peygamberimizin Sünneti baştan başa ahlâk, fazilet, hikmet, edeb, nezaket, hilmdir. İslâm en yüksek ahlâk ve karakteri bildirir, öğretir.
1.
, kimseyi üzmeyeceksin.
2. Hasseten,
. Gıybet, din kardeşinde gerçekten olan bir kusuru söylemek ve yazmaktır. O, bunu duyarsa üzülür… Bir kardeşimizin gıyabında (o yok iken) onu sıska, şişko, dazlak, dişlek gibi sıfatlarla tavsif etmek gibi.
kitabında okuduğum bir paragrafı zikr edeyim: Efendimiz zamanında
Bir müddet kalıp mesleklerini icra ettikten sonra gitmişler.
Gıybet olmayacağını bilseydim, hangisinin doktorluk bakımından üstün olduğunu söylerdim buyurmuşlar.
3. Sana yapılmasını istemediğin şeyi sen de başkasına yapmayacaksın.
4.
davranacaksın.
5.
, onlara iyilik yapacaksın, onları üzmeyeceksin, onlara eza vermeyeceksin, onları koruyup gözeteceksin. Peygamberimiz “Kardeşim Cebrail aleyhisselam bana komşular konusunda o kadar nasihat etti ki, neredeyse onların birbirine varis olacaklarını sandım…” buyurmuşlardır. Komşusunu üzenin, komşusuna eziyet edenin vay haline!
6. Akrabalarını gözeteceksin, onlara (imkanların nispetinde) iyilik yapacaksın.
7.
(evcil)
onları koruyacaksın.
8.
uzaklaştıracaksın.
9. Kimsenin
10.
yani
Resulullah efendimiz, “Allahü Teâlâ, bir din kardeşini onda olan bir kusur ve ayıp ile ayıplayan kimsenin canını, o ayıbı ona vermeden almaz” buyurmuştur.
11. Cimri olmayacaksın, cömert olacaksın. Sende
Allah’ın sana verdiği nimetlerin ve gelirin bir kısmını başkalarına vereceksin.
12. Komşun aç gecelerken, sen tok sabahlamayacaksın.
13. Dertlilerin dertlerini gidermeye, paylaşmaya yatkın olacaksın.
14. Başkalarının eşlerine, kızlarına, analarına kötü gözle bakmayacaksın.
15. Güler yüzlü olacaksın. Resûl-i Kibriya efendimiz “Kardeşine tebessüm etmen de bir sadakadır” buyurmuşlardır.
16. Peygamberimiz “iki günü birbirine eşit olarak geçen kişi zarardadır” buyurmuşlardır. Her yeni gününün bir öncekinden
17. Yeryüzünde, toplum içinde
yapacaksın. (Derecen ve rütben müsait ise doğrudan doğruya, değilse yapanları destekleyerek.)
18.
(Savaş hilesi dışında)
19. Savaş hukukunu ve etiğini çiğnemeyeceksin.
20. Düşmanların bile senin güvenli (emîn) bir kimse olduğunu kabul edecek, sendeki yüksek ahlâkı ve faziletleri teslim edecek.
21. Haram yemeyeceksin.
22.
23. Meşru olmayan (Şeriata uygun olmayan) yollar ve vasıtalarla ticaret yapmayacak, para kazanmayacaksın.
24. Lükse, sefahate, aşırı tüketime, saçıp
(israfa),
25.
Ehil olmadığın emanet sana teklif edilirse kabul etmeyeceksin.
26. Hubb-i riyâset (başkanlık hırsı) sahibi olmayacaksın. Riyasete tâlip olmayacaksın.
(istenen)
(yine)
27.
ün kazanmak için her haltı yemeyeceksin.
28. Din kardeşlerinin ve insanların meleği olacaksın, kurdu olmayacaksın.
29-. Parayı, malı, zenginliği put haline getirmeyeceksin. Parayı amaç değil, araç olarak göreceksin.
30. Çocuklarını başı boş bırakmayacaksın,
31. Başta insanlar olmak üzere
Her hâl ü kârda zulm etmeyeceksin.
Otuz bir madde ile yetiniyorum.
Biz Müslümanlar bunları hayatımıza ve hayata uygulasak yurdumuz başka bir yurt, dünya başka bir dünya olur.
ve onların en çok
İnanç bakımından iyi, aksiyon (amel) bakımından iyi, ahlâk bakımından iyi…
(asık suratlı),
Civardaki köylüler korkuyla ormanlara, yüksek yerlere kaçmışlar.
Müslüman mücahidler bağlardan üzüm salkımları koparmışlar,
Bir de bugünkü halimize bakalım.
Niçin?
Bu yangınlarda
Milyarca böcek, karıncalar… Kertenkeleler.
(Resimlerini gördüm: Ege bölgesinde bir yerde zavallı kaplumbağaların üzerine benzin döküp hayvancağızları canlı canlı yakmışlar. Bazıları vahşet, kan dökücülük, acı çektirmekten zevk alıyor.. Bazı belediyeler sokak kedi ve köpeklerini feci şekilde öldürüyor…Sahillerimizde birkaç Akdeniz foku kaldı, onları da kurşunlayan canavarlar varmış… İslâm merhamet demektir. Nerede o merhamet?.. Ne buyrulmuş: Merhamet etmeyene merhamet edilmez…)
Yaşlandım, sağlığım elvermiyor. Doktor Ali Çetin beyin davetine de gidemeyecektim ama Emin hocaefendi mutlaka gelsin demiş.
Fatih’e nasıl gideceğim? Doğrudan doğruya vasıta da yok. Vezneciler’den otobüse binerim dedim yola çıktım. Sultanahmed bermutad kalabalık mı kalabalık, adeta panayır gibi Çemberlitaş’tan geçerken iftar çadırının önündeki kuyruğu gördüm, içim sızladı. Bu ülkenin nimetleri adaletli ve ahlâklı şekilde paylaşılsa, İslâm’ın kanaat prensibine göre yaşansa, paylaşma ahlâkı olsa kimse aç kalmaz, sefil olmaz ama bizde o ahlâk nerede? İftar çadırının kapısına “Bakalım bu akşam kim yemek veriyormuş” diye baktım, şu yazıyı gördüm: “İftarı veren: Hayırsever birisi…”
Allah biliyor, kullara söylemek gerekmez.
Allah kabul etsin…
(biberle karıştırmayınız)
Kütüphanemde, Mısır’da Bulak matbaasında basılmış
yıllarca önce
(Türk değil)
Dosyayı nereye koydumsa bulayım da inşaallah bastırayım.
Bunu cacığa, salatalara, çorbaların üzerine;
(karabiber, kekik gibi)
“Ben bunun tadını beğenmedim, tüketmeyeceğim” mi diyorsunuz? O halde doktor doktor, hastahane hastahane sürünmeye hazır olunuz Seçim size ait. (Frenkçesi romarin’dir.)
Belediye Sultanahmet parkının
biberiye ektirmiş. (Sakın onlardan minicik bir yaprak bile koparmayınız.)
Çayı da yapılır. Halis yağını bulursanız o da devadır, şifadır.
Doktor beyin evi camiye yakın.
Ev sahibi güzel ikramlarda bulundu, mahdumlarıyla birlikte bizzat hizmet etti.
Keşke o gece orada konuşulanlar yazıya geçirilip bir risale halinde basılmış olsaydı. Çok istifade edilirdi. Teravih namazını orada kıldık, biraz daha sohbet ettik ve evlerimizin yolunu tuttuk. 04 Eylül 2009